Loading

Perşembe, Mayıs 20, 2010

Sıradışı Düşünme ve Mucitlik

Sıradışı Düşünme ve Mucitlik



Sıradışı Düşünme ve Mucitlik

1'den 10'a kadar olan sayıları toplarsak sonuç ne çıkar? Biraz zihnî gayret sarfederek, çok da zor olmayan bu işlemin neticesini 55 olarak bulmak mümkündür. Peki 1'den 100'e kadar olan sayıları toplarsak? Aslında bu işlem de zor değildir, ancak daha fazla zihnî gayret gerektiriyor gibi gözükmektedir ve hata yapma ihtimali daha fazladır. Bununla birlikte, değişik bir metot kullanarak, daha kolay ve hatasız bir şekilde sonucu bulmak mümkündür. Şöyle ki: 1'den 100'e kadar olan sayıları aşağıdaki gibi sırayla yazdığımızı farzedelim:
1 2 3 .....98 99 100

Salı, Mayıs 18, 2010

Sofie'nin Dünyası / Jostein Gaarder[okunması gerekn kitap]

Sofie'nin Dünyası / Jostein Gaarder



Konu :


BM taburunda binbaşı olarak görev yapan Albert Knag’ın okullarda verilen felsefe eğitimi yetersiz ve toplumun felsefenin önemini yeterince brnimsememesinden dolayı Sofi adındaki bir kızın felsefe tarihi içindeki heyecanı ve bir o kadar da düşündürücü olan serüvenini yer aldığı felsefe tarihi üzerine bir roman yazıp bunu onbeşinci yaş gününde kızı Hilde’ye armağan etmesi anlatılmaktadır.


Özet:

Yaşamının diğer insanlarınkinden pek bir farkı olmayan ve onbeşinci yaş gününe girmeye hazırlanan Sofi okulden eve döndüğü sırada posta kendi adına bırakılmış ve kimden geldiği belli olmayan sarı bir zarf bulur. Şaşırmıştır. Çünkü kimden geldiği belli değildir ve pul yapıştırılmamıştır. Zarfı açtığında kendisi kadar küçük bir kağıt bulur ve kağıtta şöyle yazar:” Kimsin ?” bunun üzerine kim olduğu konusunda düşünmeye başlar. Belkide bu gizemli olay Sofi için sonun başlangıcı olacaktır.

Sigmund Freud Değerlendirme


Değerlendirme. Freud bütün yaşamını, insan ruhunun yapısını kavramaya çalış makla geçirdi. Wilhelm Reich, Karen Hor ney, Erich Fromm, Melanie Klein ve R. D. Laing gibi, onun öğrencisi olan ya da ondan önemli ölçüde etkilenen birçok bilim adamı onun kuramlarını geliştirmiş ya da çeşitli biçimlerde değiştirmiştir. Sonraki dönem lerde geliştirilen kuramlarda Freud’un ağır lık verdiği biyolojik etkenler yerini toplum sal ve ekonomik etkenlere bırakmıştır. Bu arada psikanalizin temelde bilimdışı olduğu da savunulmuştur. Bununla birlikte bütün bu eleştiriler, Freud’un 20. yüzyıl kültürüne yön veren önemli bir düşünür olarak konu munu değiştirmez. Freud, geliştirdiği ku ramlar, tedavi yöntemleri ve insan ruhunun karanlıkta kalmış yanlarını anlamaya yöne lik araştırmalarıyla psikolojide yeni bir alan açmıştır. Sonuçta, insan doğasına ilişkin egemen anlayışları kökten değiştiren bir düşünür olduğu söylenebilir.



ÖBÜR ONEMLİ YAPITLARI. Der Wiız und seine Beziehung zum Un be wussten (1905; Şaka ve Bilinçdı şıyla İlişkisi). Zur Geschichıe der Psychoanalytischen Bewegung (1914; Psikanalitik Hareketin Tarihi Uze rine),
Vorlesun gen zur Einführung in die Psychoana lyse (1917; Psikanalize Giriş Uzerinc Dersler), Jen seits des Lustprinzips (1920; Haz İlkesinin Oıesinde). Selbstdarstellung(1925: Hayatım ve Psikanaliz, 1944), Hemmung, Symptom and Angst (1926; Ket vurma, Belirti ve Bunaltı), Gesammelte Werke (1940; Toplu Yaptılar).

psikodinamik yaklaşım

19. yüzyılın sonunda sigmund freud öncülüğü ile bir grup hekim, akıl ve ruh hastalıklarını psikolojik açıdan incelemeye çalışmışlardır. zira bu hastalıklardan birden fazlasının fiziksel veya organik kaynakları bulunamıyordu. hastalıkların kaynaklarının bulunmasında önce hipnoza başvurulmuştur; daha sonraları da psikanaliz yöntemi geliştirilmiştir.

freud, akıl hastalıklarının psikolojik nedenlerini incelerken "bilinçaltı" nı keşfetmiştir. freud ve arkadaşları psikoz ve nevrozların çoğunun, kişinin çocukluktan başlayarak tatmin edilmemiş olan arzu ve ihtiyaçlarının basınç altına alınmasından, bilinç dışına itilmesinden meydana geldiğini öne sürmüşlerdir. kliniklerde yaptıkları deneylerde bunu kanıtlamaya çalışmışlardır.

freud'a göre içsel yaşantılar bilinçlilik bakımından birbirlerinden değişik üç kademede bulunurlar. bunlardan tam bilinç seviyesinde kişi, anılar, düşünceler, duygular gibi içsel yaşantıların farkındadır. bilinç tam olarak aydınlıktır. ikinci seviye bilinç öncesidir, burası bilince yakın olan anıların, arzuların bir deposu gibidir. kişi bunların farkında değildir, ama istediği anda bilinç alanına çıkabilir. üçüncü seviye ise bilinçaltıdır. burada kişinin istediği vakit bilinç alanına çıkaramadığı varlıklarından bile haberdar olmadığı duyguları, düşünceleri, anıları, dürtüleri bulunur.

Sigmund Freud Kimdir - Sigmund Freud Resimleri - Sigmund Freud Biyografisi - Sigmund Freud Hakkında


Sigmund Freud Kimdir - Sigmund Freud Resimleri - Sigmund Freud Biyografisi - Sigmund Freud Hakkında


Sigmund Freud, Avusturyalı ruh doktoru, psikanalizin kurucusu (1856-1939).

Doğum : 6 Mayıs 1856(1856-05-06)
Moravya
Ölüm : 23 Eylül 1939 (83 yaşında)
Londra
Milliyet : Avusturya
Meslek : Nörolog
Dönem : 19-20. yy
Tür : Araştırma-psikoloji
İlk eseri Studien über Hysterie, 1895




















Moravya'da, Freiberg'de dünyaya gelen Sigmund Freud, fikirleriyle çağımız insanlarının düşünce tarzını derinden değiştirdi. Uzun bir süre, Viyana'da hekimlik yaptı. Özellikle, «sinir» veya «akıl» hastalıkları denen ya da «delilik» adı verilen hastalıklarla ilgilendi. Bu hastalıklar gariptir, çünkü bir mikroptan (kızamıkta olduğu gibi) veya belirli bir dış sebepten (yarada olduğu gibi) ileri gelmez. Onun için bunların tedavisi, ötekilere oranla daha güçtür; ama hastalar gene de acı çeker ve normal bir yaşam süremezler.

Pazartesi, Mayıs 17, 2010

Felsefe ve bilim




 Bilim Felsefesi




Bilimlerde görülen büyük gelişmeler 
dikkatleri bilime yöneltmiştir.
Bilim felsefesi bilimsel kesinlik
ve bilimsel sistem düzeyine 
erişen bir bilgiyi inceler. 
Bilim felsefesinin inceleme alanına,
bilimin yanında bilimin özel yöntemleri,
düşünce biçimleri bilimlerin hangi ana 
gruplara girebileceği gibi problemler girer.


Bilimin Tarih içindeki gelişimi
İlk çağda bilim felsefe ile iç içe iken, 

matematiğin felsefeden ayrılmasıyla 
bilimlerin felsefeden ayrılışı başlamıştır. 
Avrupa ortaçağda bir durgunluk dönemi 
geçirdiğinden 5. ve10. Y:Y arasında felsefe ve 
bilim alanında önemli bir gelişme olmamıştır.
Bu dönemde islam ülkelerinde felsefe 
yanında bilim ve teknikte gelişmiştir. 
Ortaçağda duraklayan, bilimlerin 
felsefeden ayrılma hareketi Rönesans ve 
sonrasında hızlanmıştır. 
Bilim adamları ve filozoflar yeni 
görüşler geliştirerek;bilim 
felsefesinin ortaya çıkmasını hızlandırdı.



Demokratikleştirilmesi Gereken Ticaret!


Demokratikleştirilmesi Gereken Ticaret!



Strateji yazınının önemli düşünürlerinden Prahalad, 21. yy.'ın en önemli gelişmelerinden birisinin ticaretin demokratikleşmesidir, demektedir. Ticaretin demokratikleşmesi, örgütlere yerel ve küresel ölçekte yeni stratejik fırsatlar sunmakta, ancak yeni meydan okumalar ile de karşı karşıya bırakmaktadır.
Prahalad ticaretin demokratikleşmesinin uzun süredir gözlerden saklı kaldığını, ama örgütler için 21. yy.'ın en önemli meydan okuması olduğunu belirtmektedir. Dikkat edilirse halihazırda dünya nüfusunun yüzde 80'i, diğer bir ifadeyle beş milyar insan ister yerel ister küresel olsun örgütlü iş dünyasının dışında kalmaktadır. Büyük işletmelerde çalışmazlar, büyük işletmelerden satın almazlar. Bununla birlikte birçok ülkedeki demokratik gelişmeler çok sayıda insanın küreselleşmenin faydalarından yararlanma isteğini körüklemektedir. Bu insanlar kesinlikle mikro-tüketicidirler, satın alma güçleri çok düşüktür. Bu da bu insanların neden iyi bir tüketici olmanın fırsatlarından yararlanamadığını, hedef kitle dışında kaldıklarını açıklamaktadır.
Kapitalist iktisadın günümüzde "iktisadiliğin dışında" kaldıkları için bugüne kadar pek ilgi göstermediği bu fakir kesime, sayısal büyüklüğü ve mikro-tüketimlerinin toplamda büyük pazarlar oluşturması nedeniyle ilgi duymaya başladığını görmekteyiz. Bu ilginin anahtar kavramı demokratikleşmedir. Demokratikleşme Batı tarzı üretimi ve tüketimi ima etmektedir. Ancak Prahalad'ın konuşmasında verdiği örnekler, Doğu merkezlidir. Özellikle Hindistan'ın mikro-tüketici/üretici tecrübeleri dikkat çekicidir.
Bu fakir mikro-tüketiciler aynı zamanda küresel pazarların dışında kalan mikro-üreticilerdir.
Çok küçük niceliklerde üretim yaparlar, ama çok yaygın alanlarda, çoğunlukla da köylerde ve ulaşılması zor olan yerel pazarlarda faaliyet gösterirler. Fırsatlar işte  bu mikro-tüketici ve mikro üreticilerin nasıl harekete geçirileceği ile yakından ilgilidir. Prahalad'a göre bu insanlar kapitalize edilirken hem adil ve sosyal eşitliğin sağlanması hem de verimliliğin tesis edilmesi gerekmektedir. Bu da yeni bir meydan okumadır.